28 Temmuz 2015 Salı

Suudi Arabistan'da Kadınlara Özel Kariyer Fuarı: Astepahead

Selamlar,

Araya bir IELTS sınavı bir de Türkiye'ye gidiş geliş girince, bloğumu yazmaya vakit bulamadım.

Açıkçası Blog yazmanın bu kadar disiplin gerektirdiğinin farkında değildim.

Tek kişi bile okuyor olsa, o kişiye karşı sorumlu hissetmeye başladım kendimi.

Aslında buradaki maceralarım, kendimi tanımam konusunda  bana da yardımcı oluyor. Amacım buradaki deneyimlerimi, Arabistan'a taşınacak/gelecek kişilere , Cidde'yi bilebildiğim ölçüde aktarmaktı. Fakat bloğuma yazabileceğim olayların içindeyken , kendimi daha "an"da kalmış hissediyorum. Her ayrıntıyı yakalamaya çalışırken geçtiğim gözlemci modu sayesinde, kendimi de dışarıdan görebiliyorum.

Buraya geldikten sonra ilk fark ettiğim, sınırları keskin şekilde ayrılmış üç farklı yaşam şekli olduğuydu.

Paralı Araplar ve onların mistik, içlerine kapanık hayatları.

Paraya ihtiyacı olan , kapitalizmin en büyük dişlilerini oluşturan, çoğunlukla komün bir şekilde yaşayan , hizmet sektöründeki ekspatlar. Bunlarda kendi içlerinde İngilizce bilenler ve bilmeyenler olarak ayrılıyor. Eğer İngilizcesi var ise, daha iyi işlerde çalışıyorlar.

Üçüncü olarak da , kalburüstü tabir edeceğim,eğitimli, ülkesinde kazandığının en az 5 katını kazandığı için bu ülkede olan, kendi hayat standartlarını bir şekilde bu ülkeye sokabilmiş , genellikle compoundlarda yaşayan expatlar.

Aslında uzak durmak istediğiniz ama içten içe de merak ettiğiniz bazı gizemli durumlar vardır ya. Şöyle bir bakıp çıkmak istersiniz ama bazen geri dönüşü de olmaya da bilir.

Araplar ve içlerine kapanık hayatları için bir yanda söylentiler, bir yanda gözle görülenler varken kesinlikle uzak durmak istiyorsunuz. Öte yandan her toplumda olduğu gibi çok kötülerin yanında çok iyiler de olabilir, yeni bir insan tanıma şansını da ön yargılarla kaçırmak istemiyorum.

Türk toplumu olarak, Türkiye'de yaşayan diğer halkları yeni yeni anlamaya başladığımız, ön yargılarımızı yıkmaya çalıştığımız şu dönemde, bu çabamı fersah fersah öteye taşımaya niyetliyim.

İngiliz bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, Cidde'de yapılacak kariyer fuarına İnternet üzerinden kaydımı yaptım.
Sadece kadınlara özel bir fuar olması ve daha önceki senelerde de başarıyla yapılmış olması, beni şaşırtmıştı.

Bu sefer Uber yerine, Careem 'i kullandım zira fuarın sponsorlarından biriydi.

28 Nisan 2015 sabahı saat  9 da, Cidde Hiltondaydım.

Fuar için ayrılan konferans salonları bölümüne gittim. Azımsanmayacak bir sıra vardı.
iki sıra üniversite öğrencilerinin girişi için görünüyordu. Ben de daha kalabalık olan üçüncü sıraya geçtim.

15 dakikaya yakın bekledikten sonra sıra bana geldi.

İsmimi sistemde aradılar ve bulamadılar. Sonra bilgisayara kendim de yazıp bir daha arattık. Maalesef ismim yoktu. Görevli kız , davetiye elinize ulaştı mı? diye sordu. Web sitesi üzerinden kaydımı yaptığımı ve adıma bir davetiyenin ulaşmadığını söyledim.
Görevli kız; "siz ziyaretçi için kayıt yapmışsınız. davetiye sadece VIP lere, konuşmacılara ve üniversite öğrencilerine geliyor, ziyaretçiler için akşamüstü 5 te açılacak fuar " dedi.

Üzüldüm.

Sıradan çıktım,ayağım geri adım atmışken zihnim bir saniye kızım bu iş burada bitmez dedi.

 VIP lere ve konuşmacılara kartlarının verildiği alana gittim.

İçeri girmek istediğimi ama davetiyemin olmadığını anlattım. Kız beni tekrar ilk girdiğim sıraya yönlendirdi. Dedim orada vermediler. O zaman yapabileceğim bir şey yok dedi. Ben de durur muyum , yapıştırdım cevabı.

 " Web sitenizin İngilizce kısmında  böyle bir bilgi yok, ayrıca size konu ile ilgili mailde atmıştım herhangi bir geri dönüşte alamadım, şu anda tekrar eve geri dönmek istemiyorum ve konuşmacıları da dinlemek istiyorum." dedim.

Kız bir an duraksadı.

Hayatları boyunca, evlerinden dışarı çıkabilmenin yollarını arayan bu kızların üzerinde "eve geri dönmek istemiyorum" cümlesi hiç beklemediğim bir etki yaratmıştı.

Gel benimle dedi, tekrar ilk sıraya gittik, oradakilerle konuştu, bana boş bir isimlik kart çıkardılar. Kendi ismimi kendim yazdım ve evet, artık içeri girebilirdim.

Önüme ilk gelen masaya oturup, bir güzel yerleştim.

Etrafımda peçeli, üniversite son sınıf öğrencisi olan Suudlu kızlar vardı. Oldukça çekingenlerdi. Görevliler ve konuşmacılar ise değişik milletlerden idi.

Kendime, bazıları Arapça olacak konuşmalar için, çevirmeni dinleyebileceğim bir kulaklık aldım.

Orta doğunun pek çok yerinden , başarılı kadınlar, konuşmacı olarak gelmişlerdi. Hepsinin bir başarı öyküsü vardı. Kadınların istisnasız hepsi, kadınlar için oldukça zorlu olan bu coğrafyada, herhangi bir batılının harcayacağından belki yüz kat fazla mücadele ederek ve efor sarf ederek bugünkü oldukları konuma gelmişlerdi.
Mücadelenin ve azmin , iki ayaklı somut birer örneği idiler. Ve burada, hayata yeni atılacak bu ürkek kızlara hem rol model oluyor hem de tavsiyeler veriyorlardı.

Toplumlarınca biçilen rolleri evlerinde çocuk doğurmak olan bu kızlar,  konuşmacıların içinde hem anne olup hem de kariyer basamaklarında yükselmiş kadınlara , hem anne olup hem de nasıl kariyer yapılabileceğini soruyorlardı.

Evlilerin çoğunlukla eşleri, evli olmayanlarında anne-babaları onları manevi olarak desteklemişti. Önemli noktalardan biri buydu.

Ve tabi ki inanmak. Kendine inanmak. Yapacağına inanmak. Ve yılmamak. Ne yaşarsa yaşasın, köşesine çekilmeden, hayata küsmeden yoluna devam etmek.

Konuşmacılardan birine, iş hayatında bir kadın olarak yaşadığı en kötü tecrübeyi sordular.
O da bir müşterisiyle görüşmeye gittiğinde, kadın olduğu için müşterisinin onu ciddiye almadığı ve müdürünün (erkek olan) nerede olduğunu sorduğunda yaşamış. Müdür pozisyonunda olan zaten konuşmacı kadınmış. Ama bu bariyerleri bile azmiyle aşmış ve şimdi görüşmelerde sadece onu tercih eden büyük bir müşteri kitlesi varmış.

Yani o gün o kadın eve gidip, hayata küsseydi ve bir daha çalışma hayatına dönmeseydi, ne bugün ki yüksek pozisyonunda olabilecekti ne de biz onun, bizleri motive eden bu başarı hikayesini dinleye bilecektik.

Kadın konuşmacılar, ingilizceyi harika konuşuyor, çoğu amerika ya da ingilterede eğitim görmüş, sonra tekrar ülkesine dönerek ülkesine bir değer katıyordu.


Web sitesinde konuşmacı olarak iki Türk kadınını da görmüştüm ama yoğun programlarından olsa gerek, fuara katılmamışlardı.

Ortadoğuda kadınlara yönelik bir fuarda, Atatürk ilkeleri sayesinde, coğrafyasındaki kadınların çok çok ilerisinde haklara sahip olabilmiş kadınları da görmek isterdim.



Belki onlardan biri olarak katılırım bir gün bu fuara :)



Her sene düzenlenen bu fuara seneye daha bilinçli şekilde gitme isteğim var.
Göreceğiz.
Kendimi akışa bırakıyorum.
Sevgiyle









0 yorum:

Yorum Gönder