Bavul hazırlarken nelere dikkat edilmeli?
Çok seyahat edenler muhakkak püf noktaları biliyorlardır. Ama bir yere yaşamak için taşınmak biraz farklı bir hazırlık gerektiriyor.
Bavul hazırlamak gerçekten bir sanat.
Ben öncelikle gideceğim belli olduktan sonra, bir liste tutmaya başladım. Mutfakta yemek yaparken aklıma blendırı koymak mı geldi, hemen listeye yazdım. Eşim şunu getirsen iyi olur mu dedi , hemen listeme yazdım. Böylece gidecekler listem , ihtiyaçlar doğrultusunda oluştu.
Eşim yılbaşında bana sürpriz yapıp 5 günlüğüne Türkiye'ye gelmişti. Hatta yanında bavul bile getirmemiş , bavul sırası beklememek için. Ama ben bunu kaçıramazdım. 30 kg bagaj hakkı boşa gidemezdi.
Vakumlu Huruç torbaların , orta ve ufak boylarından aldım. Ve o torbalar sayesinde , ilk parti gönderimimi hazırladım. Aşağı yukarı şunları yolladım;
- Yüz yastıkları
- Çarşaf
- Yüz havlusu
- Pazarlarda 5 tlye satılan, banyoya koyulabilen, üzeri yumuşak yer paspasları,
- Çift kişilik pike
- Clipso Düdüklü Tencerem :)
- Günlük çatal -kaşık (iyi ki de koymuşum, İkea'dakileri beğenmedim, marketlerdeki de teneke gibi)
-Denizli -Buldan dan aldığım peştemaller. (Bunlar banyo havlusu olarak oldukça kullanışlı. Hem çok az yer kaplıyor, hem pamuklu olduğu için sağlıklı ve de çok çabuk kuruyorlar. Bence seyahatler için oldukça kullanışlı.)
-Türk kahvesi cezvesi, elektrikli olanlardan. (sinbodan çok ucuza, buraya yollamak için almıştım. Şu an kullanıyorum , çok da başarılı.)
-İki adet fincan
-Türk Kahvesi
-Kullanmadığım Tül perdeler.( Arabistan'daki evlerin tavan boyları, bizimkilerden neredeyse bir 45-50 cm daha uzun, Türkiye'deki evde yere değen perdeler, burada camın biraz altına denk geliyor. Böylelikle yeni bir moda akımı başlatmış oldum)
Tüm bunları, eşim; -"Buna gerek yok oradan alırız, şunu koyma orada var". derken hazırladım. Orada muhakkak vardı da, 3 ona 5 buna derken ufak tefek eşyalara oldukça fazla para gidiyor.Şirket ev kiramızı, arabamızı, ev için demirbaş olan eşyaları karşılıyordu çok şükür ama diğer masraflar bize aitti, bunları ne kadar minimize edersek o kadar iyi.
Günümüzde ev ekonomisinin şekil değiştirdiğini düşünüyorum. Tabii ki tarhana yapmak, salça yapmak ne bileyim mantı açmak, güzel ve sağlıklı girişimler ama çalışma hayatına katılmış kadınların çoğu, mevcut kıt kaynakları etkin kullanabilmenin, ev ekonomisinin bir parçası olduğunu biliyor. Yani bavulunuza koyduğunuz eşyalar, pahada ağır, yükte hafif olmalı. Kilosunu tartmadan dev gibi bir bavul hazırlarsanız, hava alanında ödeyeceğiniz para yüzünden, yapmaya çalıştığınız tüm ekonomi , çöpe gider.
O yüzden varsa evdeki, yoksa da komşudan isteyeceğiniz basit bir baskül ile, bavulunuzu hazırladıktan sonra muhakkak tartın.
Ben yılların alışkanlığı ile , bavulları tam kilosunda hazırlama becerisi geliştirdim ama buna rağmen mutlaka tartıyorum.
- BAVUL SEÇİMİ
Mevcut bavulumu yılbaşında eşim ile gönderdiğimden, kendime yeni bir bavul almam gerekti.
Başladım araştırmaya. Bir İngiliz atasözünün dediği gibi"ucuz mal alacak kadar zengin değilim". Fakat bir bavula bin TL verecek kadar da değilim. O sebepten bütçemi 300-400 TL olarak ayarladım.
Fiyat uygunluğu önemli fakat bundan daha önemlisi var o da; dayanıklılık. Kimse,bagaj bandında parçalanmış bir bavul görmek istemez. Bavulları feci şekilde atarak taşıdıkları göz önüne alınırsa, Çin malı bir bavulun akıbeti daha baştan bellidir.
Youtube'da bavullar için karşılaştırmalı dayanıklılık testleri var. Bavullara yapmadıklarını bırakmamışlar. Üzerinden arabalar mı geçmemiş, balyozla mı parçalamamışlar. Her neyse, bu test sonuçlarına dayanarak, "Delsey" markasında karar kıldım. Fransız malı olan bir bavul, karşılaştırmalı testlerde Samsonite ile yarışıyor ve fiyatı daha uygun.
Fiyat ve dayanıklılığın yanında, bavulun hafifliği de üçüncü bakacağınız nokta olmalı. Kendisi 6-7 kg gelen bir bavul, bagaj hakkınızın beşte birini tek başına yer. Baktığım model 84 L ve 4.42 kg.
Tamam tüm verileri elde ettik , sıra almaya geldi. Hmm çok iyi de, Türkiye'de bu markanın distribütörü yok. Amazon üzerinden alsam, her gün artan dolar fiyatlarıyla, benim için hiç de ekonomik olmayacaktı.
Niyetin gücüne inanıyorum. Bir şeye niyet ederseniz ve isterseniz, evren, dinamiklerini o yönde işletiyor. Türkiye'de distribütörü olmayan benim bavul, Hepsiburada'da %40 indirime giriverdi birden. Neredeyse 600 TL olan bavulu, 360 TL civarında bir paraya, hem de taksitle aldım.
Model ismi de Enigma Spinner.
Eşime geçen sene gitmeden evvel, Pierre Cardin'den bir bavul almıştık. O da oldukça hafif ve güzel bir bavuldu. Fakat, ilk kullandığında, bagajı teslim aldığında fermuarı açık bulmuş. İçinden bir şey eksilmediği için tutanak tutturmamış. Bu fermuarın gizemini hala çözemedik. İçine bakmak için Araplar mı açtı, yoksa oradan oraya atarken patladı mı hala bilemiyoruz.
Ben onu en uygun zamanda bir test edeyim, nasıl olsa test tekniklerini youtube dan öğrendim:)
Bavul geldi, listelerim aşağı yukarı hazırdı. Artık vizemi bekliyordum.
Tam 10 ay boyunca ikameyi yani oturma iznini bekledikten ve o kadar da kolay çıkmayacağını idrak ettikten sonra, aile ziyaret vizesi için işlemleri başlattık. Bekleyişimin 11. ayının başında, bir cuma günü, vizemin çıktığı haberi geldi. Biletimi ne zaman alalım diye sordular. Artık daha fazla beklemeye takatim kalmamıştı, hemen akabinde ki perşembe gününe aldırdım.
Gerekli vedalaşmaları yapmak için kendime bir gün verdim. Cumartesi gecesi evime geldim. Bu evi tamamı ile kapayıp, son alışverişlerimi yapıp,bavullarımı hazırlamam ve arabayı kullanarak İstanbul'a götürüp,Kayınvalideme bırakarak, oradan Arabistan'a gitmem için tam olarak 4 günüm vardı.
Bunun bir gününü de yolda geçireceğim hesap edilirse, 3 günde, sistemli bir şekilde çalışmalıydım.
İşte listelerin faydası böyle zamanlarda ortaya çıkıyor.
- EŞYALAR
-Mutfak gereçleri; zamanında tupperdan aldığım ve çok severek kullandığım kepçe,süzgeç, maşalar ve mutfak makasını koydum. Hem hafif, hem de plastik değil; Tupper:))
-Blendırım, mutfakta çok kullandığım bir alet. Fiş sistemleri farklı olsada , dönüştürücülerle 220V ta çalışan aletlerinizi rahatlıkla kullanabilirsiniz. Blendırlar müthiş aletler, yaptığın çorba mı topaklandı, beşamel sosunu yine mi tutturamadın, blendırı yapıştır,geç.
-Bir zamanlar Kipa'dan aldığım, peynir kesme bıçaklarım. Özellikle ufak bir satıra benzeyeni, peynir kesmenin yanında, limon dilimleme, kuru yemiş parçalama gibi birçok şeyde kullanıyorum.
-Evdeki açılmamış çöp torbaları, bulaşık süngerleri, mutfak bezleri, fırın eldiveni vs.
-Bulaşık Makinası Tableti! Evet bunu , çok bilimli eşim sayesinde koydum, itiraf edeyim. Kapsül Jel şeklinde olanlar Arabistan'da yok ve tabletlerde oldukça pahalı. O sebepten bagajınızda yer varsa bence getirmelisiniz, ilk dönem nerede ne var araştırdığınız süreçte elinizin altında bulunur.
-Biraz daha havlu, yastık kılıfı. Bir dönem 1 tl diye o kadar çok yastık kılıfı almışım ki, daha iki evi çıkartacak yastık kılıfım var.
-Makyaj malzemelerim. Bir kısmını ayırdım, hepsini götüremezdim.Görümceme verdim.
-Takılarım. Açıkçası burada enva i çeşidi var , ben değerli olanları aldım. İncik boncuk getirmedim.
-Şampuanlarım. Şampuan konusunda çok hassasım. Parabensiz, silikonsuz ve mümkünse SLS içermeyen daha doğal , bitkisel ürünler kullanıyorum. Bu konuda OTACI'nın ürünlerini beğeniyorum. Yabancı markalardan da AUSSIE'nin nane özlü saç krem-maskesini severek kullanıyorum. Burada AUSSIE'de OTACI'da yok. Fakat şu anda Herbal Essences kullanıyorum. Organix in ürünlerini de marketlerde kolaylıkla bulabilirsiniz. Bir daha ki sefere onu alacağım.
-Tampon!! Arabistan'da tampon yok, ama muhteşem bir deniz var.Ne olur ne olmaz, yanınıza alın derim. (La Plage maceralarımda denizi,kumsalı,güneşi de anlatacağım.)
-Türk kahvesi!! Burada, haliyle Arap kahvesi meşhur. Hatta marketlerde Türk kahvesi olarak satılanlar da Arap kahvesi çıkıyor Daha yoğun ve keskin bir aroması var.
Ha Türk kahvesi stokumuz bitince ne yapacağız diye dert etmeyin. Şu an bulabildiğim, RED SEA MALL un yemek katında, Turkish Goodies diye bir kiosk var. Orada Damla sakızlı, sade türk kahvesi var. Fiyatı 25 SAR. Ama bir tiryaki; tatava yapmaz, alır geçer.
-Zeytin.
Zeytin konusu burada biraz sıkıntılı , yani ananem Şirince'li bir zeytinci olduğundan, zeytinyağı ve zeytine çok dikkat ederim. Zeytin yağımı getirmedim tabii :) O kadar da değil.
Ayrıca yukarıda bahsettiğim kioskta, Tariş'in salamura siyah zeytini, cam şişede yeşil zeytini vs de var. Salamurasını aldım , beğendim.
-Koltuk yastıkları için kılıf.
Bunun da bir hikayesi var.
Kayın validem bu aralar dikiş işlerine merak saldı. Kışın yanına gittiğimde beni, İstanbul-Göztepe'nin arka tarafında, Fikirtepe'nin orada kurulan bir kumaş pazarına götürdü.
Aman Allah'ım. Nasıl bir izdiham!
Yan tarafta akan dereden gelen kokular , bu kokuları hiç kimsenin takmaması, satıcıların bağrışları, İplerden sarkan rengarenk,türlü desenlerde kıyafetler, kumaşlar. İnsan profilinin çeşitliliği. Ablalar, Yengeler, Bacılar,Hanımlar...
Pazara adımımı attığım anda, orada insanüstü bir şeylerin olduğunu anladım.
Herkes, süper güçlerini açıp, X-women moduna geçmiş, sergilere saçılmış kumaşları, bir saniyede X-ray ile tarayarak, doku,ilmek,desen,kumaş türü analizi yapıyor, elini sağdan uzatıp , soldaki kumaşı ışık hızında çekiyordu.
Diğerleri yine saniyenin onda birinde, gün yüzüne çıkan bu yeni kumaşı tartarak değer biçiyor, eğer değersiz görürse karıştırmaya devam ediyor. Ama yok iyi bir parça olduğunu düşünüyorsa, pusuya yatıp bekliyor, bazen diğer kahramanın elinde tutmasına aldırmadan,bir kaç hamleyle dokunup,yorum yapıyordu.
Bir yandan diğer gözüyle, kumaş yığının arasından bu kumaşla aynı moleküler yapıya sahip diğer parçasını araştırıyor.
İlk önce kendimi kenara çektim. Hem ben kumaştan ne anlardım, altı üstü kumaştı işte. Bu kadar kuduracak ne vardı?
Sonra dereden gelen koku beni iyice hipnotize etti ve yavaş yavaş tezgahlara yanaşmaya başladım. Sihirli,yeşil dereden gelen bu koku, koku alma duyusunu köreltip, genzi yaktıktan sonra, görme ve dokunma duyusunu güçlendiriyordu.
Bir atmaca bir şahin gibi, tezgahların en ücra köşelerine böylelikle ulaşıyordun.
Yine aynı süper güçlerin etkisi ile, kumaşı yırtmadan, tezgahı devirmeden el çabukluğu ile yığından çekip alıyordun.
Kokuyu duymamaya başladığım anda, ben de bu çılgınlığa katıldım. 1 saat sonunda, organzeleri tutuyor, medine ipeklerini çekiştiriyordum. Teyzelerin yorumlarını dinliyor ve ilk defa kafamı aşağı yukarı sallamak suretiyle Teyzelere hak veriyordum!
Evet her şey özeldi.
.
Ve en sonunda elimde, içinde 6 metre medine ipeği, bir büyük parça yastık kılıflık kumaş, envai çeşit kıyafetlerin boyun kısmına dikilen, boncuklu yakalar bulunan dev torbalarla pazardan ayrıldım.
Gülümsüyordum. Acayip mutluydum.
Fakat tek sorun dikiş dikmeyi bilmememdi, olsundu, önemli olan bu yarışa katılıp ganimetlerimi toplamış olmaktı.
Neyse ki kayın validem imdadıma koştu da benim 5 TL ye bulduğum parça kumaşımdan, altı adet yastık kılıfı çıkarmayı başardı.
İşte bunlarda yastık kılıflarım.
-harikalar diyarından alınmış büyülü kumaşla kaplanmış yastık-
Eşyalara kaldığımız yerden devam edelim;
-Diğer kişisel eşyalar, tırnak makasları, törpü, manikür , pedikür setleri. Tabii hepsi burada da var. Oje. Siyah oje sürmüş Suudlu genç kız gördüm. Sürüyorlar yani.
-İkea'dan aldığım, alttan fermuarlı, siyah beyaz renklerde ve dikdörtgen şeklinde saklama kutuları.
Ve evet burada da İKEA var. Yani ben bunları, Türkiye'deki evimde olmasa da olur diyerek getirdim.
-Salondaki masama,sehpaya koyacağım bir kaç çeşit örtü.
-Masaj aletim : Relaxtone dan aldığım ama pek kullanmadığım aleti de yanımda getirdim. Arada masaj yapıyorum güzel oluyor:)
Yani aslında evde kullanmak istediğiniz ama bir türlü ona sıra gelmeyen bir takım eşyalar:)
-Ev terliği olan Crocslarım, dışarda giydiğim,Birkenstocklar, Skechersdan aldığım bir adet spor ayakkabısı ve babet.
-Silikon tabancam ve kurdelelerim!! Bir D.I.Y çılgını olarak, kendimce bir şeyler tasarlamayı, kurdeleleri yapıştırmayı vs çok seviyorum. Eh yeni kurduğum evimde sonsuz olanağım var.
Bu arada , burada Jarir Bookstore var, tam bir D.I.Y cenneti. Hatta silikon tabancamın silikonu bittiğinde, ona uygun silikonu bulduğum yer. Mutlaka uğranılmalı. Zaten burayla ilgili yazmayı düşünüyorum.
Bunlara ek olarak koysaydım iyi olurdu dediklerim:
- Doğu Karadeniz Türk Çayı : Al Rabea diye bir çayları var fena değil. Loose Tea, yani dökme çay şeklinde alabilirsiniz. Lipton da var hemen hemen aynı fiyat. Ama , biliyorsunuz biz Türklerin çay ile ilişkisi bir başka, Doğu Karadeniz çayının kokusu,tadı,rengi,o şıkırtısı....Anlayamazsınız:) yok Sadece tiryakiler anlar...Oh , olsa da içsek:)(Eşimden Not: Shara Sittin, Cadde 60'daki Türk mahallesinde, Türk bakkallarında Çaykur'un çayları satılıyormuş.:)
- Himalaya Tuzum: Burada deniz tuzu olarak satılan gördüm ama himalaya tuzunu henüz bulamadım.
- Daha çok Türk Kahvesi; Yaşasın Kuru Kahveci Mehmet Efendi!
- Daha çok yastık kılıfı : tamam yastık kılıflarına takıntılıyım kabul ediyorum. Ama sıcak memleket, her gün değiştirmek gerekebilir.
- Çaydanlık : Bizim , halis muhlis çaydanlıklarımız burada 150 SAR'dan başlıyor, ben termos ve porselen demlik alarak soruna geçici çözüm bulmaya çalıştım. Zaten Doğu Karadeniz çayı olmadan o çaydanlığa yazık yani..:)
Koymaya Gerek Görmediğim:
- Saç kurutma makinesi: Ağır sinüzit probleminiz yoksa, kış ayı toplamda 5 gün sürdüğü için , getirmeseniz de olur.
Şimdilik Bu kadar
sevgiyle kalın


0 yorum:
Yorum Gönder