Selamlar,Bir ay nasıl geçti , gerçekten anlamadım.
Bu bir ay içerisinde neler yapmadım ki.
Tabiatım itibariyle boş oturmayı hiç sevmem, ne yapar ne eder, en imkansız görünen koşulda bile, üretmeye, bir günümü diğerinden farklı kılmaya uğraşırım.
Yaşadığım ilk " Aman Tanrım, Ben Burada Ne Yapıyorum !?!" halini, sonra bununla nasıl başa çıktığımı, bir ay içinde yaşadığım süreçleri paylaşmak isterim.
Hayat, güvenli alandan çıkmayı başardığınızda başlıyor. Hiç kimseye gül bahçesi vadetmiyor ama Güle bakıp dikeni görenlerden de olmamak lazım. Güle bakıp , bülbülü dinlemek, gülün kokusunu içimize çekip , neyi remz ettiğini tefekkür edebilmek gerekiyor, bu dünyada cenneti yaşamak istiyorsak şayet...
Sürekli şikayet halinde olmak, kusur aramak, kıyaslama yapmak da bir şirk değil midir?
O bunu yaptı, şunda bu var ben de neden yok, orada şöyleydi burada böyle..Elma ile armut kıyaslanır mı? Çakal' a sen neden çakalsın, aslan gibi davransana demek, düpedüz cahilliktir. Her şeyi olduğu gibi kabul etmek ve öyle sevmek, çirkinliğin içindeki güzeli de görebilmek olmalı gayemiz. Hepsini Yaradan bir çünkü.
Duvarlara bakıp bakıp, şikayet etmek mi çare? Öfleyip pöflemek mi? Bütün gün TV izlemek mi çözüm. Kim bilir? Belki bu yoldan gidip de mutlu olan da vardır, ama ben hiç duymadım ve görmedim.
Kendimi, bu arap memleketinde ilk kapana kısılı hissettiğim anımı anlatayım. Benim gibi dil öğrenmeye meraklı biriyseniz, çok iyi derece İngilizcenizin olması bile sizi kurtarmayacak. Hayata karışmak istiyorsanız şayet geçerli bu dediğim. Yoksa tercihiniz evde oturmaktan yana ise, sadece Türkçe ile bile hayatınızı devam ettirebilirsiniz.
Dışarıda , Levhaların %90 ında mutlaka , latin harfleri ile ingilizce açıklamalar var. Ama büyük marketlerden, alışveriş merkezlerinden çıkıp, ufak bir dükkana girdiğinizde , satıcı ile anlaşmak için mutlaka çat patta olsa arapça bilmeniz gerekli. Ayrıca arapça konuştuğunuzda ( benim durumumda mafi, aywa, şükran üçlemesi) ya da konuşmaya çalıştığınızda, size karşı sempati duydukları da bir gerçek.
Kimseye kendimi sevdirmeye çalışmıyorum tabi ama sosyal bir varlık olarak, insanlarla iletişimin önemini kavramış durumdayım. Ve güzel bir jest oluyor arapça kelimeler serpiştirmek.:)
Tabii ki ben de, geldiğimin ikinci haftasında, Arapça kurslarını araştırdım. Benden bir tavsiye, Türk konsolosluğuna mail filan atıp vaktinizi boşa harcamayın. Hiç bir şekilde geri dönmüyorlar. Ama mail attığım diğer tüm milletler ve kurumlar aynı gün içinde geri dönüş yaptılar mail yoluyla, buna "Bukra İnshallah"larıyla ünlü Araplar da dahil.
Yaptığım araştırmalar neticesinde , İngilizce üzerinden Arapça öğreten ICTA da karar kıldım.
Evet kesinlikle gidecektim. Yeni dil, yeni insanlar, yeni kurs arkadaşlarım...Yaşasın !! Sosyal hayata katılıyordum.
Aa hem de çok yakın bir tarihte de "Tanıtım Günü" vardı. Hemen kendimi kayıt etmeliydim. Kesin gidiyordum ya. Oh hem de Suudi stili olacakmış tanıtım günü, yerel ve geleneksel bir etkinlik olacak, onlar gibi döşeklere oturup, bayanlar hep bir arada , haremlik selamlık şekilde , eğleneceğiz. Yihuu hem ne var, Arabama atlayıp....
Arabama Atlayıp mı?!?!?
Bir dakika, arabamın olmadığı gerçeğini bir kenara bırakırsam, burada kadınların araba kullanmasına bile izin yoktu. Buraya geldiğim daha iki hafta olmamıştı, taksiler ile ilgili korkunç şehir efsaneleri vardı.
Kurs öğretmenime nasıl geleceğimi sordum ve bana UBER i tavsiye etti.
Akıllı telefonlardan, tabletlerden yada bilgisayardan kullanabilen bir "özel şoför" uygulaması. Ne yazik ki telefon için olan uygulaması benim emektar iphone 4S im de çalışmadı. 5 ve üzeri istiyor.
Uygulama şöyle ;
Gideceğiniz yeri haritadan işaretliyorsunuz, şu an bulunduğunuz konum da zaten çıkıyor. Gideceğiniz yere ücretin ne kadar tutacağını otomatik hesaplıyor, arabayı çağırdığınız da ki gerçekten buranın orta segmentinde, bize göre lüks arabalara denk geldik hep, örneğin bir keresinde ford taurus geldi, ki Ford markasını kullanan ve hayranı olan ben için, tr de görmediğim bir modeldi bayıldım.
Şoförlerin hepsi İngilizce bilmiyor , toplam 4 kere kullandıysak, iki keresinde İngilizce bilene denk geldik. Ama problem değil. Çünkü parayı elden vermiyorsunuz.
Uygulamaya kaydettiğiniz kredi kartından otomatik düşüyor sistem. Siz şoförle hiç muhatap olmuyorsunuz yani.
Yani Türkiye'den aşina olduğumuz, taksiye 50 tl verip, 5 tl verdin abla diyerek el çabukluğuyla parayı değiştiren şark kurnazlarına geçit vermez inşallah bu uygulama, sanırım Türkiye'ye de geldi diye biliyorum.
Uygulamayı kullanmaya karar verirseniz, ilk kullanımınız da size 40 SAR bakiye kazandıracak bu promosyon kodunu girebilirsiniz.
promosyon kodu : 6puwr
Tabii ki daha önce hiç kullanmadığım bir uygulama olduğu için, eşim de biraz tereddüt etti. Ve o tereddüt edince de pamuk ipliğine bağladığım motivasyonum o an da çat diye koptu.
Gideceğim diye son dakikaya kadar hazırlanan ben, gidemedim. İlk defa böyle bir şey ile karşılaşmıştım. Farklı bir deneyimdi benim için . O ana kadar hayatta hep o meşhur kurdu örnek alırdım, hani o kendi işimi kendisi yapan kurt.
Kurs öğretmenime gelemeyeceğimi söyledim ve gidemedim de nitekim.
O an yaşadığım şey tam olarak kendime karşı kızgınlıktı. Dışarıdan korkmuş ve cesaret edip o adımı atamamıştım. Öfkeliydim. Kendimi kapana kısılmış hissettim. İzmir'de altımda arabamla , her yere girip çıkıyordum ama burada kurallar değişikti ve burada yaşamak istiyorsam oyunu kuralını göre oynamalıydım.
Sakinleşmek ve olaylara çözüm odaklı bakmak gerekiyor. Neden gidemiyorum yerine nasıl gidebilirim demek lazım. Çünkü olayın nedenlerini değiştiremem. Nedeni bu ülkede, kadınların araba kullanamaması, nasılı ise , ben kullanamıyorsam kullanan birilerini bulmak!
Bunun için bebek adımları ile , bir CSI titizliliğiyle olayı incelemeye aldım. İlk hedefim Bu UBER denen uygulamayı çözmekti.
Uygulamanın güvenilirliğini denemek için , eşimle bir, birden fazla kez UBER'i kullandık. Tek başıma henüz kullanmadım ama eşim ile birlikte yaptığımız denemelerde, uygulamanın güvenilirliğini tartma şansımız oldu.
Bir kere tüm araçlar takip ediliyor ve isterseniz siz de uygulama ekranından o an nereye gittiğinize bakıyorsunuz. Şoföre ait tüm bilgiler ve oylamalar var ve sürüş sonunda uygulamaya puan da verebiliyorsunuz.
Tek başıma kullandığımda da burayı güncelleyeceğim.
Buradan çıkartılacak ders; Bazen hayatta her işi kendin yapamazsın, başkasına ihtiyaç duyduğun zamanlar olabilir. O sebepten güvenmeyi öğrenmelisin.
Artık bir seçeneğim vardı. UBER bir alternatif oldu.
İkinci etapta, expat forumlarına yazıp oralardan özel şoför numaraları istedim.Genellikle bayanların referanslarını dikkate aldım. İngilizce bilen düzgün şoförlerin numaralarını topladım ve eşime sundum.
İkinci Alternatif; Ya da bana bir şoför tutulacaktı:)
Neyse ki o dönemden sonra arabamız da geldi de en azından akşamları dışarı çıkıp, evin konumunu kafamda oturtmaya başladım. Red Sea Mall, Mall of Arabia, Hera Mall gibi evimin civarındaki alışveriş merkezlerini tanıma fırsatım oldu. Şu an ,1,5. ayımda daha net kafamda şekilleniyor.
Sizi bilmem ama ben bir yere arabayı kendim kullanarak gidersem bir daha hayatta unutmuyorum, fakat yan koltukta oturuyorsam, nasıl olsa direksiyonda götüren birileri var rahatlığından olsa gerek, o mekana nasıl gittiğimizi en az ikinci, üçüncü gidişte çıkartabiliyorum.
Tüm bu çözüm arayışlarımın neticesi olarak, 12 Nisanda başlayan kursuma her hafta gidiyorum. Red Sea Mall a çok yakın bir yerde zaten. İki haftamı doldurdum bile ve gerçekten, yeni insanlar tanımaya başladıkça da tek başına bir yerlere gitmenin o kadar da korkulacak bir olay olmadığını anladım. Yani sizi götüren bir şoför olduğu müddetçe, alışveriş merkezlerine, okula , işe , kursa gidebiliyorsunuz. O kadar gözünüzü korkutmayın.
Taksiler ile ilgili dolanan efsanelerden bahsetmiştim. Kadınları kaçırıyorlarmış. O sebepten arabadan önce kadın insin, sonra erkek insin deniyor. Bilmiyorum hiç taksi kullanmadım, açıkçası kullanmayı da düşünmüyorum. Daha modern alternatifleri var çünkü.
Efsaneler almış başını gitmiş tabii, milletçe abartmayı da severiz ya, anlatılanların yarısı yalan olsa da, sonuçta burası erkek egemen yaşamın tavan yaptığı bir ülke. Her şey mümkün.
Ama iğneyi başkasına batırırken , çuvaldızı kendimize batırmayı unutmayalım. Türkiye'de , güpegündüz, okulundan evine dönen bir genç kız , her gün arabasına binmek zorunda olduğu, adı sanı,plakası ,zartu - zurtu belli bir dolmuş şoförü tarafından , önce tecavüz edilmeye çalışıldı. Bu girişim başarılı olamayınca da vahşice katledildi. #özgecaniunutma
Dolmuş şoförü hapise tıkıldı. Ekmek elden , su gölden , senin benim vergilerimle, ısınıyor, barınıyor, bir şekilde yaşıyor. Ama Özgecan artık bu hayatta değil. Mekanın cennet olsun güzel kız. Allah rahmet eylesin...
Bunları neden anlatıyorum, çünkü buraya geleceğinizi duydukları anda , sizi demotive etmeye ant içmiş bir takım oluşumlarla karşılaşacaksınız. Özellikle bu oluşumlar, ummadığınız kadar yakınınızda bitiverecekler.
Sizlere , illuminatiden bile daha tehlikeli olan bu oluşumun ismini açıklayacağım. Bu gizli örgütün karartmadığı hayat yok gibidir. Sinsi ve içten pazarlıklıdır ve her konuda söyleyecek sözleri vardır.
İşte o gizli topluluğun adı : ELALEM
Bu elalem denen gizli örgütün ne dediği çok önemlidir demiştik, elalem gerekirse 25. kare tekniğini kullanır, subniminal mesajlar verir. Ama Elalem örgütünde bu böyle alanen söylenmez. İMA denen teknikle,( "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla " şifreli bir cümledir. Bu cümlenin geçtiği sohbetlerden mümkün olduğunca uzak durun , uzun süre maruz kalırsanız, bilinçaltınız hata vermeye başlar) hücrelere zerk edilir.
- AA kara çarşaflara mı gireceksin ?
- Orada Sebze & meyve var mı?
- Vah vah orada ne yapacaksın, kadınlar çalışamıyor?
- Nasıl haberleşeceğiz?
Sonra müthiş espri anlayışlarıyla, şakalar da yaparlar.
-Erkekler , 4 eş alabiliyormuş, artık bilemiyorum ha ha ha...
Bu teyzelerde öyle bir cüret var ki düpedüz edepsizlik yapabilme hakkını kendinde bulurlar.
Senin benim gibi insanlar, ağzımızdan çıkacak lafları on kere tartarken, teyzeler makinalı tüfek gibi tarayıp geçerler.
Bir keresinde şunu demişti bir teyze, eşimi beklediğim 11 aylık süreçte, " Vah vah çok genç güzelsin, kocan seni nasıl bırakıp gitti?, kıskanmıyor musun ?"
Açıkçası bu derece pis bir kötü niyeti beklemediğim bir teyzeydi, afalladım , lafı gediğine koyamadım. Bu durumlarda söylenecek en okkalı söz, "kişi kendinden bilir işi " den ibaret bence. Yani onun o fesat ve köhnemiş dünyasında, yurt dışına giden her adam , istisnasız, karısını aldatır.
Teyze, sen, bu ülkenin bugün ki durumuna gelme sebebisin. O nasıl bir fitne, o nasıl bir fucr ? Senin gibi zihniyetlerin bir sonucu olan ülkem öyle kötü bir durumda ki , 5 sene iki mühendis debelenmemize rağmen , maddi hiç bir ilerleme kaydedemedik.
Neyse, bu tarz , kendi halinin vahametine bakmayan , sefil insanlar en çok konuşanlar olacak. Sakın moralinizi bozmayın. Bırakın konuşsunlar.
3. sınıf turlarla Mekke'ye gelmiş insanların anlattığı hikayeleri çok da kaale almayın.
Abaya giyiyorsunuz, süslü , işlemeleri olan abayalar çok revaçta, hatta mavili kahveli, değişik renklerde giyenler de gördüm. Cidde bu konuda , Riyad 'a göre çok daha fazla esnek.
Başınızı , sıkı sıkıya kapamanıza gerek yok, normalde kapalı değilseniz, ben hafif saçım görünecek şekilde kapıyorum.
Peçe, eldiven vs. Bunlar sadece Suudlu kadınlar için geçerli. Sizler için böyle bir zorunluluk yok.
Meyve, sebze , çeşitlilik ve tazelik açısından beklenenin çok çok üzerinde. Bin bir çeşit tropikal meyveler, ya da farklı mutfaklara ait sebzeler bulmak da mümkün.
Fiyatlar da, şu an Türkiye'de ki sebze meyve fiyatlarından ucuz.
Dondurulmuş ve konserve sebze meyveleri saymıyorum bile. Yani kendi mutfak alışkanlığınızı çok rahat sürdürebilirsiniz.
Et yemediğim için et fiyatlarını bilmiyorum ama tahminimce o grupta Türkiye'den ucuzdur.
Ne kadar trajikomik değil mi? Güzelim tarım ülkesi, kasti olarak uygulanan yanlış tarım politikaları yüzünden, çöldeki bir ülkeden daha pahalıya sebze meyve tüketiyor.
Kadınlar çalışıyor. Hatta Saudizasyon denen yeni uygulama neticesinde, Suudlular kendi vatandaşlarını iş hayatına katmaya çalışıyor, yıllarca özellikle Amerikalıların dominant olduğu bir sistem ile , açıkçası çalışmayarak hayatlarını devam ettirmişler. Ama değişen dünya koşulları onları da çalışma hayatına itmiş. Çok değil 100 senelik petrol rezervleri kaldığı söyleniyor.
Suudi kadınlar da çalışıyor, market kasasında, body shop mağazasında ve devlet dairesinde karşılaştım.
Önemli olan çevre edinebilmek.
İnternet 4G, biliyorsunuz daha bugün , Sayın Cumhurbaşkanımız, 4g ye geçmeye gerek olmadığını , 2 sene sonra toptan 5g ye geçebileceğimizi söyleyerek, 4g ile ilgili fikirlerini beyan etti.
Burada uzun süre önce 4G ye geçiş yapılmış.
Önemli olan niyet yani, yapacağım diye başlarsan bir işe yaparsın.
Sevgiyle kalın

0 yorum:
Yorum Gönder